ÇAKIR OZAN'IN, KAYAN'IN TOYUNDA ÇALIP SÖYLEDİKLERİ
-Göktürklerin, Tatar Türklerinin Hanı Sevinç Han'ın orduları
tarafından mağlup edilmesinden; (Kayan, Selcen, Tukuz ve Yıldız'ın
Ergenekon'a sığınmasından) bir yıl önce, İl Han'ın küçük oğlu Kayan'ın
toyunda Çakır Ozan çalıp söyler, milletin içinde bulunduğu durumu
anlatır-
***
Toy akşamlarında söz, ozanlara düşerdi. Çakır Ozan da ustalarından
gördüğü şekilde çalıp söylüyor; çevresine toplanmış kırk elli kadar
genç onu dinliyordu. Gecenin karanlığı ile birlikte çöken sessizlik,
sanki gündüzün onca gürültüsünü çekip yutmuş gibiydi. Kopuzun sesi,
ozanın sözleri büyük bir ilgiyle dinleniyor; müzik ve eşliğinde
dillendirilen ır, oradakileri duygulandırıyor, düşündürüyordu. Ozanın
sesi ipek yumuşaklığındaydı ancak sözleri iç açıcı değildi.?
Okumuzun vınladığı
Avcımızın avlandığı,
Türkülerin söylendiği
Her yer, her bir yön bizimdi.
Nice yaylak, nice kışlak,
Halkımıza oldu otlak.
Korkusuzca hür yaşamak,
Huzurlu her gün bizimdi.
Nice hanlar, nice beyler
Devletime hizmet eyler.
Zaman bizimdi yiğitler;
Bugün, yarın, dün bizimdi.
Karşımıza kim çıkacak?
Yürek isterdi yan bakmak?
Dünyaya, haklı olarak
Saldığımız ün bizimdi.
Çakır Ozan övünüyor,
O günleri çok özlüyor,
Bugün düne benzemiyor;
Huzur, toy, düğün bizimdi.
Ozan, sazı sözü bırakıp dinleyenlere şöyle bir baktı. Yiğitler de,"Acaba bir şey mi diyecek?" diye ona bakıyorlardı. Kısa süren
sessizlik sonrasında yine kendisi konuştu.
-Dikkat ettiyseniz, hep "bizimdi" diye söyledim. Halbuki ne demeliydim?
-"Bizimdir!" demeliydin, diye cevap verdi bir genç. Merak ediyorum,
niçin öyle söyledin?
-Ben de merak etmiştim amma soramamoıştım, dedi bir başka genç.
-O kelimeyi bilerek kullanmış ve sizin sormanızı beklemiştim, dedi
ozan. Şimdi söyleyeceklerime dikkatlerinizi çekmek için?
Çakır Ozan kopuzuna eğildi; yeniden çalıp söylemeye hazırlanıyordu.
Oradaki gençlerden biri, pek sert bakmaya başlamıştı ozana. O kadar
öfkeliydi ki belki kalkıp sazını parçlayacak, belki yakasından tutup
sürükleyerek çadırdan dışarıya atacaktı. İl Hanın toyunda olmaları,
ozanın orada bir konuk olarak bulunması tutuyordu onu. Bir ozana, hele
konuk bir ozana el kaldırmak, kaba davranmak, gönlünü kırmak görülmüş
işlerden değildi. Hırsını elindeki kalpaktan alıyor, sıkıyor, buruşturuyordu. Sonunda kendini tutamayıp biraz yüksekçe seslendi.
-Ozan!
Bakışlar ona çevrildi. Genç, bakışlara aldırmadan devam etti:
-Çakır Ozan! Göktürkler yine güçlü, hem de çok güçlü! Devletimiz yine
çok büyük! Kimse bize baş kaldıramaz. Baş kaldıran olursa, okumuzu
g?öğsünde, kılıcımızı ensesinde bulur. Dün bizimdi, bugün bizim?
Yarınlar da bizim olacak! Sen niçin canımızı sıkacak sözler ederek
neşemizi bozuyorsun? Sanki toyda çalıp söylemiyor, ölü evinde ağıt
yakıyorsun.
Gençler, kendi aralarında fısıldaştılar. Kimisi yiğide hak verdi, kimi"Ozanın bir bildiği vardır." diye konuştu. Bakışlar bu kez, "Bakalım
nasıl bir karşılık verecek?" düşüncesiyle ozana çevrildi. Alışılmışın
dışında bir durum yaşanıyordu. Ozanlara sakin sakin sorular sorulur,
karşı düşünceler de usulünce, edeplice söylenirdi. Ancak bu çıkış
farklıydı. Ozan yine de sakindi.
-Beklediğim soru bu idi. Cevabım sazımla ve sözümle olacak yiğit, dedi.
Yeniden sazına eğildi ve çalıp söylemeye başladı.
Türk yurdunu dere tepe dolaştım,
Her yaylaya, her kışlağa ulaştım,
Varsıl-yoksul her insanla söyleştim;
Gördüğüm şu, birliğimiz kalmamış.
Çinli gelmiş kışkırtıyor beyleri,
Hediye getirmiş güzel kızları,
İpekli kumaşlar, mücevherleri;
Gördüğüm şu, dirliğimiz kalmamış.
Bir çoğu Moğol'a, Çin'e köstekli,
Pek çoğu Han olmaya istekli?
Birliğe inanan, aslan yürekli
Bir dostumuz, güvencimiz kalmamış.
Devlete sadakat kalmamış özde,
İl Hana bağlılık yalanda, sözde?
Durup düşünelim yiğitler biz de;
Yarınlara düşünncemiz kalmamış.
Zaman eleğinden süzüldük geldik,
Az sevindik, pek çok üzüldük geldik.
Yiğitler, söyleyin, ne zaman güldük?
Yarınlara inancımız kalmamış.
El ele olmalı gençler kocalar,
Sırt sırta vermeli yurtlar, obalar?
"Bir olun!" buyurdu bize atalar;
Dinleyecek bir balamız kalmamış.
Çakır der, ben gördüğümü söylerim,
Sazımla sözümle hizmet eylerim.
Hafife almayın, ey yiğitlerim!
Dik duracak zamanımız kalmamış.
(Hasan Kallimci'nin "Destan Romanlar Serisi" için yazdığı, "Ergenekon
Destanının" anlatıldığı, "Kayadaki Kurt" adlı eserinden alınmıştır.)