ODUNCUNUN KIZI

-Pamukkale efsanesinin çocuklar için anlatıldığı bu yazıyı Denizlili çocuklara armağan ediyorum.-

Pamukkale, Denizli şehrindedir. Burası bütün dünyanın bildiği, meşhur bir yerdir. Şifalı suyu, göletler yaparak akar. Suyun aktığı yerlerde, pamuk yığınları görünüşünde güzellikler oluşur. Orası, dünyanın harika yerlerinden biri olarak bilinir. Eşsiz güzellikteki manzarasıyla turistlerin uğrak yeridir. Dört mevsimde, yılın her gününde, Pamukkale'de turistler eksik olmaz.

***

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde... Yüz yıllar önce… Pamukkale'nin bilinmediği, şifalı suyunun farkına varılmadığı günlerde… O civardaki köylerin birinde yaşayan bir oduncu varmış. O oduncunun da bir kızı…

Kızcağız pek çirkinmiş. Pek dertliymiş. Çirkinliği onu çok üzermiş. Kimselere bir şey diyemeden tek başına dolaşırmış Düğünlere toplantılara gidemez olmuş. İnsan içine çıkamıyormuş. Kendi kendine şöyle söyleniyormuş:

-Oduncu kızı olmayı,
Yoksul hayat yaşamayı
Dert etmiyorum, edemem.
"Fakir kızıyım!" diyerek
Kendimi bir an üzemem…
Ancak ah şu çirkinliğim!
Şu sevimsiz görünüşüm!…
Çilli, hastalıklı yüzüm…
Beni pek çok etkiliyor,
Fazlası ile üzüyor,
Yaşamaktan bezdiriyor.

Zavallı kızın, evlenme çağı gelmiş. Çevresindeki delikanlılardan hiçbiri ona dönüp bakmıyormuş. Anasını babasını gönderip de onu isteyen olmuyormuş. Pınar başında söyleşen gençlere bakıp imrenirmiş.

Genç kız bu… Elbette o da evlenmek, bir yuva kurmak isteyecek. Kapısını çalan, dönüp bakan olmayınca üzüntüsü daha da artmış. Düğünlere gidemez, insan içine çıkamaz olmuş. Evine kapanmış. Düşüncelere dalmış. Aynasına dert yanmaya başlamış.

-Giyinip süsleniyorum,
Saçlarımı tarıyorum,
Omuzumdan sallıyorum,
Bana hiç dönüp bakan yok…
"Sen de kız mısın?" diyen yok,
Beni de bir seven olur
Kapımı bir çalan olur,
Diye yıllarca bekledim,
Sabrıma sabır ekledim
Ne gelen oldu ne giden!
Ayna, sen cevap ver bana;
Neden, neden, neden, neden?

Ayna konuşmaz, ona çirkin yüzünü göstermekten başka bir şey yapmazmış. "Sen bana çirkinliğimi hatırlatmaktan başka bir işe yaramıyorsun!" demiş. Aynayı bir ataşa çarparak kırmış.

Kız aylarca düşünmüş. Sonunda kendini uçurumdan atmaya karar vermiş.

-Bıktım yalnız yaşamaktan
Ve çirkin biri olmaktan…
Varıp bir dağa çıkayım,
Uçuruma atlayayım,
Üzüntümden kurtulayım…

Bir sabah erkenden kalkmış. Anasına babasına görünmeden evden çıkmış. Az gitmiş, uz gitmiş, şimdi Pamukkale denen yere varmış. Bir zaman suyun yamaçtan akışını seyretmiş. Sonra o suyun aktığı yamaçtan aşağıya kendini atıvermiş.

Kız, uçurumda bir süre yuvarlanmış. Bir su birikintisinin oluştuğu yerde bayılmış. Sıcak ve şifalı su, onun bulunduğu yere de ulaşıyormuş. Kızın vücudunu, yüzünü yıkaya yıkaya akıp geçiyormuş.

O sırada, oradan bir atlı geçiyormuş. O kişi, Denizli beyinin oğlu imiş. Atına binmiş; silahını almış, avlanmaya çıkmış. Yolu, Pamukkale'den geçiyormuş. Pamukkale'nin o pamuk gibi beyaz manzarasını görünce dayanamamış. Atını o yana sürmüş.

-Aceleye hiç gerek yok,
Günler uzun, zaman pek çok…
Gidip oraya varayım,
Üst taraflara çıkayım,
Manzaraya bir bakayım…
Sonra dağlara çıkarım,
Canım ne kadar isterse
O sürede avlanırım…

Atını dehleyip gitmiş. Travertenlerin en üstüne çıkmış. Seyretmeye başlamış. O şahane manzaraya kendini kaptırmış.

Su, buhar çıkararak akıyormuş. Aktığı yerlerde beyazlıklar bırakıyormuş. Aşağılarda havuzcuklar oluşuyormuş.

Pamuk tarlası gibi beyazlık… Beyaz havuzlarda biriken şifalı sular ılık mı ılık… Ayakkabısını çıkarmış, havuzcuklarda gezinmiş. Keyifli anlar yaşamış.

Travertenlerden aşağıya doğru baktığında, orada bir kızın yatmakta olduğunu görmüş. Şaşırmış. Gözlerine inanamamış. Kendi kendine söylenmiş:

-Bir kız, dip yanda yatıyor;
Acaba neden yatıyor?
Görünüşe göre bu kız;
Kendini atmış olmalı,
Sanırım ölmüş olmalı…
Gidip ona bir bakayım,
Ölmediyse kurtarayım.

Kız orada baygın yatarken şifalı su onu tedavi etmiş. Yüzündeki hastalık, çirkinlik silinip gitmiş. Onu dünya güzeli bir kız hâline getirmiş.

Delikanlı, koşa koşa aşağıya inmiş. Kıza baktığında gözleri kamaşmış.

-Ay parçası gibi bir kız!
Saçı suda salınmakta,
Su yüzünü okşamakta…
Boyu uzun, incecik bel;
Ben görmedim böyle güzel… diye söylenmiş.

Kızın kalbini dinlemiş. Kalbinin çalıştığını, nefes alıp verdiğini görünce yaşadığını anlamış. Sevinmiş. Bir hoş olmuş. Kızı hayran hayran seyretmeye başlamış.

-Bilmiyorum kimdir, nedir?
Hangi köyden nerelidir?
Evlenmeyi istiyordum,
Böyle bir kız arıyordum.
Onu alıp götüreyim,
Bey babama göstereyim.
Kız da razı olur ise
Düğün edip evleneyim… demiş.

Kızı kucaklayıp atın üstüne koymuş ve saraya götürmüş. Başında beklemeye başlamış.

Kız, saatler sonra uyanmış. Baksa ki değerli eşyalarla dolu bir odada, süslü bir yatakta yatıyor. Çevresinde hizmetçiler ayakta duruyor. Başucunda da yakışıklı bir genç bekliyor. Kendisine hayran hayran bakıyor.

-Ben neredeyim? Bana ne oldu? diye sormuş.

Beyoğlu da anlatmış.

-Seni şifalı suyun aktığı yerde buldum. Baygın, yatıyordun. Yaşadığını görünce alıp buraya getirdim. Burası, Denizli beyinin sarayıdır. Ben de beyin oğluyum.

Kız, "Delikanlı, çirkinliğimi görmesin!" diye düşünmüş. Hemen elleriyle yüzünü kapamış. Bey oğlu;

-Peki sen kimsin? diye sormuş.

Kız, yüzü kapalı, kendini tanıtmış.

-Ben bir oduncu kızıyım. Aynı zamanda pek çirkin biriyim. Çirkin bir kız olarak yaşamak istemedim. Kendimi uçuruma attım.

Bu sözleri duyan bey oğlu şaşırmış.

-Hayır, demiş. Sen çirkin değilsin. Çok güzelsin. Dünyanın en güzel kızısın. Benimle evlenir misin?

Kız şaşırmış.

-Sen bir bey oğlusun. Benim gibi çirkin bir kızla evlenmek istemezsin. Alay etme, demiş.

-Bana inanmıyorsan, şu aynaya bak. Ne kadar güzel olduğunu kendin gör, demiş bey oğlu.

Kız, hizmetçilerden birinin uzattığı aynayı almış. Yüzüne yaklaştırmış. Korka korka bakmış. Görüntüsüne kendi de inanamamış. O çirkin yüzünden eser yokmuş. "Demek ki şifalı sular beni tedavi etmiş!" diye düşünmüş.
 
Yaşadığına ve karşısına bey oğlunun çıkmasına pek sevinmiş.

Beyoğlu;

-Teklifime ne diyorsun? diye sormuş.

Kız da;

-Seninle evlenmeyi kabul ediyorum, diye cevap vermiş.

Kırk gün kırk gece düğün yapmışlar. Bir ömür boyu mutlu yaşamışlar. Yüz yıllar sonraya, oduncu kızının bu hikâyesi kalmış.

Dünyanın dört bir tarafından insanlar akın akın Pamukkale'ye giderler. O eşsiz manzarayı seyrederler. Birbirlerine, oduncu kızın mutlu son ile biten hikâyesini anlatırlar. 

PAYLAŞMAK İÇİN:

Paylaş - Facebook Paylaş - Twitter

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile